« Önceki |

3/8/2009

Amon Ra

Ra, Mısır mitolojisinde güneş tanrısıdır. Kutsal merkezi Heliopolis'dir. Genellikle başında bir disk bulunan şahin kafalı insan biçiminde canlandırılmıştır. Eski tanrı Atum'la bir tutularak; IV. sülale döneminde devlet tanrısı olmuştur.

Kefren'den başlayarak firavunlar, onun soyundan geldiklerini ilan etmişlerdir.

Ra daha sonra Horus'u da kapsamış ve Ra-Horakhty (ya da Ra-Horus) ismini almıştır.

Güneş Ra'nın sembolüdür; tüm vücudunu ya da gözünü temsil eder. Ra'nın sembolleri güneş sembolleridir, Phoenix'e benzer bir özelliği vardır; her sabah ateşlerin içinden tekrar doğar. E.A. Wallis Budge'a göre; Ra Mısır'ın tek tanrısı (monoteizm) idi. Diğer tüm tanrılar ve tanrıçalar; Ra'nın parçalarını oluşturuyordu.

M.Ö. 2400); ulusal bir tanrılığa ulaştı, ve daha sonra Amun ile birleşip Amun-Ra'yı oluşturdu. Amun-Ra en güçlü tanrıydı ve Mısır'ı bir teokrasi'ye çevirdi. Sonraki zamanlarda; yeryüzü tanrısı Atum Güneş'i batıran tanrı olduğuna inanıldığı için; Ra'nın güneş battıktan sonraki haliydi. Khepri; güneşi gökyüzünde hareket ettiren tanrı; zamanla Ra'nın bir parçası oldu; Ra'yı doğan güneş kıldı.

Amon-Ra'nın kimliği Yunan ve Roma Mitolojilerinde Jupiter ile birleşmiş; Zeus'un şehri Diospolis; Thebes'a adanmıştı. M.Ö. 14'üncü yüzyıla kadar aynı şekilde varolan Ra; Akhenaten zamanında Aten tek tanrısına inanış geçtiğinde tek tanrılığını yitirdi.

Ancak; Ra her zaman tek tanrı olarak görülüyordu. Ra'ya İlahi (M.Ö. 1370), panteizm doğasında; Ra'nın gelen çoktanrıcılıkla olan savaşını anlatıyordu. İçinde birçok tanrı'nın ayrı bir tanrı olarak değil de; Ra'nın bir parçası olarak varolduğunu anlatıyordu. Örnek olarak:

"Şükürler olsun o Ra'ya; Gücü yaratan, Ament'in alışkanlıklarının içine giren; bakın Temu'nun vücuduna."
"Şükürler olsun o Ra'ya. Gücü yaratan,
Anubis'in gizli yerlerine giren, bakın Khepera'nın vücuduna."

Ra Heykelciği

Ra her gece Duat (öbür dünya)'a geçmek için; bir saltanat kayığı ile yolculuğa çıkardı. Sabahları Atet, öğleden sonraları da Sektet eşlik ederdi. Maat, kaos antitezinde; kayığın gideceği yolu belirlerdi.

Ay'ın sembolü Thoth eşlik eder; Horus'un yanında geceleri beklerdi.

Bir çok diğer tanrı bu kayıkla beraber eşlik etmiştir Mehen'in yardımcılığında. Mehen kayığı; karanlık canavarlardan korurdu. İlk Mitoloji'de; Set kayığı koruyordu ve Apep saldırıyordu. Ancak daha sonraki mitolojilerde; Set şeytan olarak görüldü ve Thoth Set şeytanına karşı kayığı koruyordu. Güneş tutulmalarını da; kayığın korunamaması yüzünden olduğuna inanılırdı.

Ra'yı Güneş tanrısı olarak kabul edenler için; Mısır'da; Tanrı yaşam ve ışıktı. En iyi şekilde Güneş tarafından temsil edilebiliyordu; çünkü Dünya'yı ıstıyordu ve fotosentez sayesinde enerji veriyordu. Güneş bu noktada; insanların Ra'yı anlaması için bir metafordur.

Tanrıça Hathor ve Ra bir zamanlar kavga ederler, ve Hathor Mısır'ı terkeder. Ra hemen O'nu özlediğini anlar; ama Hathor dişi bir aslan'a dönüşmüştür ve kendisine yaklaşan her insan ve tanrıyı yokeder. Bu Hathor-Sekhmet tanrıçalarının da özelliğini belirler. Daha sonrasında; Thoth; Hathor'a bir şişe iksir hazırlar ve sonra tekrardan Hathor'a dönürşür.



 Kökeninin her ne kadar kayıp Mu Kıtasına dayandığı yönünde bilgiler varsa da şimdilik Mısır Güneş Tanrısı olduğu kabul ediliyor.

..."Ra" sözcüğü güneş anlamına gelirdi ki, daire ile ifade edilen güneş sembolü, bir ad ve sıfat vermek istemedikleri, "O" diye hitap ettikleri Tek Tanrı'yı simgelemede kullanılırdı; Mu imparatoru da “Mu’nun güneşi” anlamında Ra-Mu adıyla ifade edilirdi. Ra sözcüğü sonradan diğer kıtalara ve Atlantis yoluyla Mısır'a da taşınmıştır.

3/8/2009

II. RAMSES

II. Ramses, (d. M.Ö. 1302 – ö. M.Ö. 1212). Eski Mısır'da, 19. Hanedan firavunlarından biridir.

16 yaşındayken babası I. Seti, Ramses'i veliahtı olarak seçmiştir. 20'li yaşlarının başında tahta geçen Ramses MısırM.Ö. 1279'dan M.Ö. 1213'e kadar, tam altmış altı yıl yönetmiştir. 99 yaşına kadar yaşadığı rivayetleri bulunmakla birlikte , 90 ya da 92 yaşında öldüğü tahmin edilmektedir. II. Ramses'in Yahudilerin Mısır'dan İsrail'e göç etmelerine sebep olduğu düşünülmektedir. Kadeş savaşında ise tanrı Amon'un ilahi gücü ile Hititlerin 43.500 kişilik ordusuna karşı başarı kazandığı söylenir.

II. Ramses 19. hanedanın 3. firavunudur. I. Seti ve Kraliçe Tuya'nin ikinci oğludur.

Kraliçe Nefertari'nin bir mezar duvarındaki betimlemesi.

Ramses'in en çok tanınan ve hatırlanan eşi Kraliçe Nefertari olmuştur. Nefertari dışında Büyük Kral Eşi ünvanına sahip olan diğer eşler sırasıyla İsetnofret (Güzel İset); anneleri Nefertari ve İsetnofret'in yerine geçen Ramses'in kızları Bintanath, Meritamen; Nebettawy, Henutmire, Maathorneferure ve Mat-Hor adında bir Hitit prensesidir.

II. Ramses'in 1000 kız ve 1000 oğlu olduğu düşünlmektedir. Ancak Ramses Krallık Çocukları olarak bilinen bir kurum kurmuştur ve burada 110'a yakın çocuğu olduğu tahmin edilmektedir.[kaynak belirtilmeli] Bu çocuklar arasında, evlendiği iki kızı Bintanath ve Meritamen, kralın ilk oğlu Amun-her-khepeshef, ikinci oğlu Kha-em-waset, Sethkaneth ve kraldan sonra onun yerine geçen 13. oğlu Merenptah bulunmaktadır.

Ramses krallığının ikinci yılı sırasında Mısır'ın Akdeniz kıyılarına saldıran Shardana deniz korsanlarını başarıyla bozguna uğratmıştır. Shardana korsanlarının Türkiye'nin güney Ege kıyılarında bulunan İonya Krallığı'ndan geldikleri düşünülmektedir. Ramses daha sonra bu korsanları Kadeş Savaşı sırasında ordusunda paralı asker olarak kullanmıştır.

Ramses'in hayatında Kadeş Savaşı gibi birçok önemli olayla beraber yaptığı şehir ve tapınaklar da çok önemli bir yer tutmaktadır. Kurduğu Per-Ramses şehri ülkenin yeni başkenti olmuştur. Yaptığı en önemli tapınak ise Kraliçe Nefertari'ye adadığı Ebu Simbel'deki dağın içine oyulmuş büyük tapınaktır
Kadeş Savaşı [değiştir]

Kadeş Savaşı Hitit kralı II. Muvatalli ve Mısır firavunu II. Ramses önderliğinde, Hitit ordusu ve Mısır ordusu arasında gerçekleşmiştir. M.Ö. 1274'te yapılan savaş, eski zamanlarda en çok atlı savaş arabası kullanılan savaş olarak bilinmektedir. Savaşın çıkma nedeni o zamanki Suriye sınırlarında bulunan Amurru ve Amka gibi içinde ticaret yollarını bulunduran toprakları ele geçirmektir.

Hitit ordusunun 17.000 asker, 3.000 atlı savaş arabasına ve imparator 2. muvattalisin kardeşi 3. Hattuşilin kurduğu koalisyon ordusuna karşılık Mısır ordusunun 20.000 askeri ve 2.000 atlı savaş arabası vardı. Mısır ordusu dört tanrının ismini almış dört kumandadan oluşuyordu : Amon, Ptah, Ra, Seth. Firavun II. Ramses en ön bölük olan Amon kıt'asını yönetmekteydi.

Hitit casuslarının Mısır ordusunun içine sızdığı, Mısır ordusunun savaşı kaybettiği söylenmekle birlikte, II. Ramses Kadeş Savaşı'nı tapınaklarına ve şehirlere kazandığı bir zafer olarak betimletmiştir.

Anlaşmazlıklar II. Ramses'in krallığının yirmibirinci yılında III. Hattuşili ile imzaladığı Kadeş Anlaşması ile sonuçlanmıştır. Kadeş Anlaşması kil üzerine Hitit dilinde yazılmış bir örneği İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bulunmaktadır.

Diğer birçok firavunun yapılarının tersine II. Ramses'in inşa ettirmiş olduğu birçok yapı ve tapınak günümüze kadar başarıyla korunmuştur. Bunlara örnek olarak
Ebu Simbel tapınağı ve eski Per-Ramses şehrinde yer alan Ramesseum tapınağı örnek verilebilir. Per-Ramses demek Ramses'in kenti demektir. Per-Ramses'in eski adı Avaris'tir. Ve Avaris'in uğursuz olduğu söylenir. Çünkü daha önce Hiksoslar yani yabancılar orada yaşayıp halka zarar vermiştir. Ramsesin bir tanrı olduğu da söylenmektedir

31/7/2009

Zeus


ZEUS'
, eski Yunan mitolojisi'nde Olympos dağının tek sahibidir. Şimşek, kartal ve meşe ağacı Zeus'un simgeleridir.

Gökyüzünün, şimşek ve gökgürültülerinin tanrısıdır. Çoğu zaman elinde bir şimşek ile resmedilmiştir.

Rheia, Zeus'u doğurur fakat Zeus'un titanlar'a düşman olacağını önceden bilen titanların annesi Gaia Zeus'u öldürme emrini 2.ci oğlu Kronos'a verir. Zeus'un Raee adında Hera'dan bir kız vardır. Fakat bu kız En Büyük Tanrı olara nitelendirildiği için Raee'nin henüz küçükken kontrol edilemez gücünü kullanmak isteyenlere karşı Zeus Olympos Dağı'nı yarıp Raee'yi oraya koymuştur. Raee her şeyi kontrol edebilen bir tanrıdır. Kısaca dört ana elementi birden kontrol edebilen (Avatar) bir Shaman'dır.

Kronos Rheia'ya giderek olayı anlatır ve Rheia, Zeus'u titanlara vereceğine dair söz verir. Fakat Zeus doğduktan sonra bu sözünden vazgeçer ve Zeus'u bir kartala emanet eder. Kronos gelince de bebeğe benzeyen bir taş parçasını beze sarıp Kronosa uzatır. Kronos taşı farketmeden yutar ve geri gider, fakat Gaia olayı öğrenmiştir ve oğlu Kronos'u yok eder. Zeus ise bir mağarada büyür yeterli güce ulaşınca annesini ve kardeşleri Hades ve Poseidon'u esir eden Kronos'nun elinden kurtarır ve titanlara savaş açar. Titanların ruhlarını yakalayarak onları esir eder fakat en büyük titan olan Atlas, bu olayı duyunca hemen savaş bölgesine gider ve tam Gaia ve dört kardeşi esir olacakken onları kurtarır. Zeus'da Atlas'ın ruhunu yakalar ve onu sonsuza dek dünyayı taşımaya mahkum eder. Kurtulan diğer titanlar yer altında daha güvenli bir yerde yaşamaya başlamışlardır. Anne titan Gaia Zeus'tan intikam almak için oğlu Prometheus'u Olympos dağındaki hayat ateşini çalmak için gönderir. Prometheus ateşi Zeus dan çalmayı başarır. Gaia bu ateşle insanoğlunu yaratır ve Zeus'a düşman etmek için uğraşır ama insanlar Zeus'un tanrı olduğuna inanır ve ona taparlar. Gaia'nın bu planı da boşa gitmiştir. Aradan uzun zaman geçer ve Zeus'un üç tane çocuğu olur; Ares, Athena ve Feyim adlı bu üç yeni savaş tanrısı olympos dağının üyesi olurlar. Tüm bilgilerin yanısıra haşin ve cömertliği ile bilinen Zeus'un oğlu Feyim olympos dağında öğrenim görmüştür. Kültürlü, zeki, çevik ve ahlaklı bir yapısı vardır.

Zeus'un oğulları içinde en hayırlısıdır. Athena ya olan karşıtlığıyla tanınmaktadır. Fikirsel konularda her daim ayrı düşmüşlerdir. Zeus'un oğlu Feyim babasına işlerinde yardım ederdi. Bu neden ile Zeus onu çok severdi. Truva Harbinde Truvalıları desteklemiş ancak sözünü geçirememiştir. Bunun üzerine Yunanlılar Athena'nın safına geçmiştir. Kaybeden Truvalılar İtalya'ya giderek orada bir koloni kurmuştur. Ayrıca bazı Yunan kolonileri ona adeta tapardı.Bu neden ile eski Truvalılar Zeus düşmanlığı ile tanınır. Ares'e olan düşmanlığı ve Athena'nın ona duyduğu kıskançlık Athena'yı ve Ares'i Feyim'e düşman yapmıştır. Bir gün Feyim tahtında otururken Athena yanına gelip Feyim'e kırmızı şarap ikram eder. Feyim bu duruma şaşırır ama belli etmez. Şarabı içer ve taşa dönüşür. Athena Feyim'i öldürmek için şaraba zehir koymuştur. Bundan öncede bir savaş sırasında Ares, Feyim'e gökten taş yağdırmıştır. Fakat Feyim babasından dolayı sahip olduğu şimşekleriyle Ares'in saldırısını geri çevirmiştir. Feyim taş olduktan sonra Zeus olayın duyulmaması için Feyim'in taşlaşmış halini günümüzdeki İstanbul'a gönderir. Geçen zaman dilimi içerisin de Bizantion adında bir ticaretci günümüz İstanbul'unda Feyim'in taşlaşmış halini bulunca Feyim adına anıtlar dikilmiştir.Ancak günümüzde bu anıtlara rastlanılmamaktadır.

Zaman ile tahrip olan anıt yok olmuştur. Feyim anıtının geriye kalan parçaları üçe bölünüp, biri Yunanistan'a, diğeri eski Bizans Kralları'nın kaçış yolu olarak bilinen Kayabaşı'nda ki Şahintepe Mağarasına,sonuncusu ise Çemberlitaş Kulesi'nin altında olduğu çeşitli tarih ve arkeologlar tarafından savunulmaktadır.Zeus'un oğlunun mezarı Alaiye(Alanya) dadır.

Athena titanlarla dost olur. Bunu öğrenen Ares, babası Zeus'a bildirir, Zeus da Athena'ya bir daha yeryüzüne inmeme cezası verir ve Athena artık Ares'e düşman olmuştur. Bu olayı duyan Feyim de Ares'e düşman olmuştur. Ares'in dünyayı ele geçirmek için topladığı orduyu Athena yok eder. Ares'de buna karşılık Athena'nın şehri Atina'yı yıkmak için işe koyulur fakat ares Atina'ya giremez. Şehri yok etmenin yollarını düşünen Ares, Atina olan bir savaşı izler. Bu savaş barbarlarla Sparta'lıların savaşıdır. Yenilen Sparta ordusundan geriye tek bir kişi kalır, o da Sparta ordusunun komutanı Kratos'dur. Kratos evinden ayrılırken karısına ve kızına ölmemek için söz verir. Barbar lideri ise Kratos'u köşeye sıkıştırır ve tam öldürecekken Kratos düşmanını yok etmesi karşılında hayatını Ares'e satar. Ares'in eline büyük bir fırsat geçmiştir. Kratos'u Atinayı yıkmak için kullanmak ister ve kratos un önerisini kabul eder ve tüm barbarları yok eder. Kratos'a kaos bıçaklarını verir bu bıçaklar üç metrelik bir zincire bağlıdır. Bu zincirler kratos'un eline yapışır. Kratos artık bir tanrı gücüne kavuşmuştur. Ares kratos'dan kratos'un köyündeki herkesi öldürmesini ister ve kratos herkesi öldürür ve geriye bir tek kızı ve karısı kalır. Ares kratos'un iradesini alır ve karısını ve kızını öldürür. Kratos artık ares'ten nefret etmektedir.

Zeus aşktan çok güzellikle ilgilidir tanrıçaların en güzellerinden Hera ile evlenebilmek için hayli uğraşmıştır.Ama bu yalnızca evliliğin kutsallığını bozmuştur.Buna çok kızan Hera ona yaşamını zindan etse de aldırdığı yoktur.Hera nın korkusundan aşk meceralarına hayvan kılığına girip öyle gider.Hera evlilik tanrıçası olduğu için Zeus la iyi geçinmek zorunda olsa da Zeus'un evlilikdışı çocuklarına ve ilişkiye girdiği kadınlara yapmadığını bırakmaz.Zeus başlangıçtaki yumuşaklığını kaybeder o ve posedion'un öfkesi korkunçtur.Tek fark Zeus'unkini çabuk geçmesidir.Zeus yine sevecen tavırlar takınmaya başlar.i

31/7/2009

Yeraltının hakimi Osiris


Geb ve Nut'un oğlu yeraltı dünyasının hakimi, ölümsüz yaşam için diriliş tanrısı, kural koyucu, koruyucu; ölülerin yargıcı lahitinin bulunduğu yer Abidos’ta kültünün oluştuğu yerdir. Osiris, Nut ve Geb’in ilk çocuğuydu. Set, Nephthys ve İsis’in kardeşiydi, aynı zamanda İsis’in kocasıydı. Horus, İsis'ten oğluydu. Bir hikâyeye göre Nephthys, İsis gibi davranarak ve Osiris’i baştan çıkarmış ve Anubis’i doğurmuştur. Osiris adı bu tanrıya eski Yunanlılar'ın verdiği bir addır.Osiris’in eski Mısırca’daki asıl adı “gözün yeri” anlamındaki “As-âr”dır ( ya da Usire). Bu ad, hiyeroglif yazısı ile yazılırken iki ideogram kullanılarak yazılır; kullanılan iki ideogramdan biri taht, diğeri gözdür.

Osiris başta erkeklerin dünyasının kural koyucusu olmuş ve Ra gökyüzüne kural koymak için dünyayı bıraktığında kardeşi Set, Osiris’i öldürdü. İsis’in sihri sayesinde tekrar yaşama döndü. İlk ölen yaşayan canlı olduğu için sonraları ölülerin lordu oldu. Oğlu Horus, onun ölümünün öcünü aldı. Set’i yendi ve onu batı Mısır’ın çölüne (Sahra) gönderdi.

Tüm Mısır tarihi boyunca dualar ve büyüler Osiris’e yöneltilmişti, onu kutsayarak kendisinin kural koyduğu öbür dünyaya girmesi umulmuştu, özellikle Orta krallık döneminde popularitesi arttı. 18. sülale döneminde Mısır’da en çok tapılan tanrı olmuştu. Osiris’in popularitesi, Mısır tarihinin en son evrelerine kadar sürdü.

Mısır, tarihinin ilk dönemlerinde farklı kabilelerden, daha sonra da farklı nomoslardan oluştuğu için, Mısır panteonu çok sayıda tanrı ile doludur.Osiris ise Geb ve Nutun ilk oğlu yer altı dünyasının hakimidir. Geb ve nutun dört çocuğu olmuştur osiris isis seth ve nepht dir. Efsaneye göre osiris isise aşıktır. Yani isis hem osirisin eşi hem kardeşidir. Osiris tahta geçtikten sonra ilk yaptığı işlerden biri, ilkel bir hayat süren Mısır’lıları uygarlaştırmak olmuştur. Osiris onlara ilk tarım araçlarını yapmayı, toprağı kullanmayı buğdayı ve üzümü yetiştirmeyi, ekmek, şarap ve bira yapmayı öğretmiştir. Ayrıca ilkel Mısır’lılara ilk defa tapınak inşa etmeyi ve tanrılara tapmayı öğreten ve dini törenleri düzenleyen de Osiris’tir.. Osiris, şu an Louvre Müzesi’nde bulunan Amenmos Steli’ne göre, bolluk ve bereket getiren bir doğa tanrısı özellikleri de taşımaktadır. Osiris, doğal kaynaklara hükmetmekte, onunla birlikte rüzgarlar esmekte, ekinler yeşermekte ve hayvanlar yetişmektedir.

Osiris Mısır’ın uygarlaştırılmasını tamamladıktan sonra, bütün dünyanın uygarlaştırılması işine girişir. Tahtı kardeşi ve aynı zamanda da karısı olan İsis’e bırakır. Osiris döndüğünde ülkesini, İsis’in başarılı yönetimi sayesinde çok iyi durumda bulur. Ancak bu dönem uzun sürmez. Tahta geçmeyi arzulayan, fakat Osiris’in yokluğunda dahi hüküm süremeyen Seth, Osiris’i yok etmek için bir plan hazırlamıştır. Bu plana göre Seth, Osiris’in ölçülerine göre bir sandık hazırlatır ve sandığı en değerli taşlarla süsletir. Seth, bundan sonra kendisine yardım eden yetmiş iki kişiyle birlikte planını uygulamaya koyulur. Seth büyük bir yemek verir ve Osiris’i de çağırır. Osiris hiçbir şeyden şüphelenmeyerek yemeğe gider. Yemek sonunda Seth, sandık kimin ölçülerine uyarsa, sandığın sahibinin o olduğunu söyler. Denemek için herkes sırayla sandığın içine yatar. Sıra Osiris’e gelmiştir. Osiris yatar yatmaz Seth sandığı çiviler, eritilmiş kurşunla lehimler ve Nil nehrine atar. Böylece Seth planını uygulamıştır. İsis buna çok üzülür. Osirisi armaya çıkar. Osiris’in kapatıldığı sandık, Fenike’ye, Byblos kentine kadar sürüklenmiş ve burada karaya vurmuştur. Karaya çıktığı yerde ise süratle büyüyen bir ağaç sandığı gövdesinin içine almıştır. Byblos Kralı Malkandros bu ağacı gördüğünde hayran kalır ve ağacı kestirerek sarayına sütun olarak diktirmeye karar verir. Ağaç kesildiğinde çok güzel bir koku çıkarmıştır. Bu olay Isis’in kulağına kadar gelmiştir. İsis durumu anlar ve Malkandros’un sarayına gider. Burada önce Astarte’nin çocuğunun dadısı olur. İsis bir gün çocuğu ölümsüz yapmak ister ve bu amaçla çocuğu ölümsüzlük ateşine batırır. Bunu gören kraliçe çığlıklar atarak İsis’i engeller. İsis kendini tanıtmak zorunda kalır. Daha sonra Kral Malkandros’dan izin alarak ağacın gövdesini açar ve içinden sandığı alır. İsis sandığı vatanına götürdükten sonra, Buto şehrine, oğlu Horus’un ziyaretine giderken sandığı, güvenli zannettiği bir yere saklayarak bırakır. Gece dolunayda avlanan Seth sandığı bulur ve Osiris’in bedenini tanır. Bunun üzerine, Seth Osiris’in bedenini 14 parçaya ayırır ve bu parçaları Mısır toprakları üzerine dağıtır. Bunu duyan İsis papirüs ağacından yapılma bir tekneye biner ve bütün Mısır’ı dolaşarak Osiris’in bedeninin parçalarını toplar ve parçaları her bulduğu yere bir tapınak diker. Bu yüzden Mısır’ın birçok yerinde, içinde Osiris’in cesedinin bulunduğu söylenen birçok tapınak vardır. Efsanenin sonunda ise Osiris’in oğlu Horus Seth’i yener. Yeniden canlanan Osiris artık bu dünyada yaşamak istemez ve hükmetmek için ölüler ülkesine gitmeyi tercih eder. Burada yine Anubis ile birlikte olacaktır. Anubis ölüleri yargılanması için Osiris’e getirecektir.

Osiris, öte âlemin, ölüm-ötesinin, yargılamanın ve yeniden doğuşun tanrısıdır. Ölüler aleminin hükümranlığı Osiris’in ellerindedir. O, ölüm olayı ile bedenlerini terk edenleri karşılar ve onların ölüm-ötesindeki mukadder yaşamlarına başkanlık eder. İnsanlara çok şey veren ve öğreten Osiris, yaratılışla ilgili olarak tohumla da ilişkilendirilir ki, atribülerinden biri başaktır. O bir tohumu andırır, buğday tohumu gibidir. Ama o, evrendeki her şeyin tohumlarını içerir.

Osiris hep sivri külah başlığıyla, ayakları bitişik olarak tasvir edilir. Kimi zaman başında taç ve iki veya daha fazla tüy bulunur. Tasvirlerinde vücudu ya sargılıdır ya da balık pullarıyla kaplıdır. Elleri göğüste çapraz vaziyettedir ve bir kamçı ile bir asa tutar, bazen bir de baston tutar. Tuttuğu asanın üzerinde Sirius yıldızının bazı sembolleri bulunur ki, bu sembollerden ikisi köpek başı ve yaydır. Kimi yazarlar Osiris’i Sirius-B, İsis’i Sirius-A yıldızıyla ilişkilendirirler.

31/7/2009

Athena


Athena, Yunan mitolojisinde akıl, sanat, strateji, barış ve savaşın tanrıçası. Roma mitolojisinde Minerva diye anılır. Babası Tanrıların başı Zeus, annesi ise Zeus'un ilk karısı olan Hikmet Tanrıçası Metis' tir. Sembolleri, kalkan, mızrak, zeytin dalı ve baykuştur. Mızrak savaşı, zeytin dalı barışı, baykuş da bilgeliği temsil eder. Athena, Atina kentinin baş tanrıçası ve koruyucusudur, kent ismini de ondan almıştır. Athena ve sembolize ettiği karekterler birçok kültürde benzer formlarda bulunur. Athena ayrıca Troya savaşında Akhaların yardımına koşup tahta atın yapılmasına yardım etmiştir. Athena özel bir kalkan taşır. Bu kalkan Aegis olarak isimlendirilmiştir. Kalkanın üzerinde, değişik süslemelerle birlikte Medusa'nın başının resmi bulunur. Bu kalkanın önünde en güçlü ordular bile bozguna uğrar.

Temel özellikleri kentle ilgili olan Athena birçok bakımdan Kır Tanrıçası Artemis'in karşıtıdır. Athena'nın Yunan uygarlığı öncesinden gelen bir tanrıça olduğu ve daha sonra Yunanlılarca benimsendiği sanılır. Ama Yunan ekonomisi, Minos uygarlığından farklı olarak önemli ölçüde askerî temele dayandığı için, Athena başlangıçtaki evcil işlevlerini korumakla birlikte giderek bir Savaş Tanrıçası'na dönüşmüştür.

Yunan mitolojisindeki en garip doğumlardan biri Athena'nın doğumudur. Athena Merkür gezegeninin ve 4. güne hükmeden, aynı zamanda bilgelik ve zeka sahibi bir titan olan Metis'in kızıdır. Diğer titanlara göre Metis erken kuşak bir titandı. Zeus zamanla gücünü ortaya koymaya başladığında Metis ile yakınlık kurmaya başladı. Zeus, babası Kronos gibi çocuklarından birinin isyanı ile tahtından olacağı korkusuna kapılıp ve aynı zamanda da eğer bir doğum gerçekleşirse Metis'in kendisine üstünlük sağlayacağı endişesiyle ilk karısı olan Metis'i yutar. Fakat Zeus Metis'i yuttuğunda Metis zaten Athena'ya hamile kalmıştı. Zeus'un kafasında hergün daha fazla büyüyen bir şişlik vardı. Metis Athena'yı Zeus'un kafasının içinde doğurdu, O'nu yetiştirdi ve kendisine mızrak ve kalkanını verdi. Karısını yuttuktan sonra bu şişlik yüzünden korkunç baş ağrıları çeken Zeus bir gün yanına Hephaistos'u çağırır. Zeus Hephaistos'a, en güçlü balyozunu alıp gelmesini ister. Hephaistos bir koşu tanrıların tanrısının isteğini yerine getirir. "Şimdi de en güçlü vuruşunu kafama göm!" der Zeus. Yıldırımların efendisinin bu isteğinden çekinir ateş tanrısı. Daha önce Zeus'un nefretini acı bir tecrübeyle tatmıştır çünkü, kafama neden vurdun diyerek nefret kusmasından korkar. Zeus, demirci tanrısının kafasına vurması için tehditler yağdırır. Ne yapacağını şaşıran Hephaistos korkuyla karışık tüm gücünü kullanarak balyozuyla Zeus'un kafasına vurur. İşte o anda Athena miğferi ve zırhı ile tam takım babasının başından fırlar ve derki " Ben Pallas Athena. Diğer Tanrılardan saygı görmek istiyorum.".

Atina şehri yeni kurulmaktadır ve şehrin tanrısı kim olacağı söz konusu olur. Bütün Olimpos tanrıları bir araya gelirler. Çeşitli yarışmalar sonucunda iki tanrı kalır. Bu iki tanrı Poseidon ile Athenadır. Jüri tanrılar bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı seçeceklerini belirtirler. İlk olarak kendinden emin Poseidon öne çıkar. Üç başlı mızrağını yere vurur ve yer yarılarak bir at ortaya çıkar. Poseidon atı herkese göstererek "Bu evcil bir attır, insanı yorulmadan istediği her yere götürür, onun yüklerini taşır." der. Bütün tanrılar büyülenmiştir bu hayvan karşısında. Athena ise küçük bir gülücük atar ve ünlü mızrağını yere saplar. Mızrağın saplandığı yerden bir filiz çıkar ve büyür büyür çok güzel bir zeytin ağacı olur. "Bu da zeytin ağacıdır. Meyvesi olan zeytinin saymakla bitmeyen özellikleri vardır. Zeytini insanlar yiyebilirler, yemeklerine katabilirler. Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar. Yemeklere dökerler, çok güzel lezzetler elde ederler. Aynı zamanda bozulmaz, ve bozulmasını istemedikleri yiyecekleri saklarlar. Ve böyle faydaları daha da sayılabilir." der zeki tanrıça. Bütün tanrılar bakakalmıştır bu ağaca. Hepsi tebrik eder Athena'yı, artık şehir ona aittir. Şehrin ismine de Atina denecektir bundan sonra. Poseidon ise, belki de bir tanrıçaya yenilmekten, tüm siniriyle üç başlı mızrağını dağa fırlatır. Dağa saplanır mızrak, hala mızrağın izinin orda olduğu söylenir. Ayrıca Athena'nın o meşhur ağacının da Atina'daki akropoliste portikonun yanında duran zeytin ağacı olduğuna inanılır.

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı